Köşe Yazarı

GURBETİN ADI;
  Hasretti, özlemdi, ayrılıktı, Ankaraya veya İstanbula çalışmaya gitmekti, Dalgın dalgın uzaklara bakmaktı, yol gözlemekti  gurbet.  Yeni gelinlerin kocalarının,  borçların bir an önce ödenmesi için para kazanmaya gitmesiydi Fakirliğin gözü kör olsun diyerek mal melal yapmak için; Anadan, babadan, yardan ayrı kalmaktı gurbetin öteki adı.  Çocukların öksüz yetim gibi; çalışmaya giden babasından ayrı kalıp köye döneceği günü hasretle boynu bükük beklemesiydi gurbetin acı anlamı. Üçbeş ayda  gelecek bir mektup idi, içinde yazılanlar okunurken selamların ve kelimelerin arkasında gizli kalan ifadelerdi gurbetin acı ve hasret kokan duygusu.  Çakırın evinin arkasından kamyona eşyaları yükleyip köyden ayrılmak ve yollara düşmekti gurbetin buruk tarafı. Sarılmaktı sevdiklerine, kucaklamaktı, ağlamaktı, ağlamayı bastırabilenler için hüzünlü hüzünlü  buğulu gözlerle bakmaktı, sessiz kalmaktı, ayrılmaktı gurbet. Kara kayadan çıkan bir arabanın, didiğin dolambaçtan Çal yoluna tozu dumana katarak dönmesinin adı idi gurbet. Gelen arabanın alkayanın başından köye girerken korna çalmasıydı gurbet. Gidenler için ise biraz para kazanıp geri köye döneceği güne kadar sıladan ayrı olmaktı Çal Köyünün çileli insanları bu gurbet duygularını iyi bilir. İliklerine kadar yaşadığı elem ve ızdırap dolu, burnunun direğini sızlatırcasına yaşanan bu acı dolu  buruk yıllar nasıl unutulur.        Sonra zaman değişti. Yirmi birinci asırda insanlık aleminin yaşadığı büyük değişim, Çal Köylü insanını da derinden etkiledi.  Mevsimlik olarak gidilip dönülen gurbet, ailece gidilince sıla ile gurbet birbirine karıştı. Elbette anasını, bacısını ve yârini sılada bırakıp da gurbete gidenler yine vardı.      Gurbet mecbur kalınan bir ayrılıştır. Sevdiklerimizin bildiklerimizin emin olduklarımızın , senin, benim, onun olmayan yerdir gurbet.   Gözlerimizin; alıştığımız ve anlaştığımız insanları görmediği, kulağımıza  tanıdık seslerin gelmediği, her sabah ah diye özlemle uyandığımız yerdir gurbet. Gönlümüzün memlekette olduğu yerdir gurbet.  “gurbet o kadar acı ki ne varsa içimde hepsi bana yabancı hepsi başka biçimde” şarkıda söylendiği gibi; Ölürsek gömülmek istemediğimiz, üzülürsek tüm benliğimizin sızladığı, , herhangi bir yerdir gurbet. Dereleri derelerimiz, dağları dağlarımız olmayan, yollarına yollarımız  diyemediğimiz, köyümüze benzemeyen herhangi bir yerdir gurbet.  Gurbetten dönmek hep bir umuttur, her yeni gün biraz daha umutlar azalır. Aynı çamura gömülenin çırpındıkça batması gibi. Çünkü gurbete giderken bir kişi iken; dönme vakti gelince eş, çocuk, torun derken onlarca kişi olmuşuzdur. Bir çanta ile geldiğimiz gurbet, bir kamyonla dönülemeyecek kadar olmuştur yükümüz. Dönülmek için çıkılan bu yol dönülmez bir yol olmuştur. Kaderini değiştirmek istediklerimizin yerini eş çocuk torun almıştır. Artık gurbet ne yana düşer diye sorarlarsa 'Her bir yana düşer be gardaş deriz' ah çekerek. Gurbet diye çıktığımız topraklarda ev bark kurduk, yerleştik kök saldık. Köye gitmek zor, Gurbette kalmak zor.  Şimdi köklerimizden kopmadan gurbette yaşamanın gereklerini yapmak lazımdır. Adetlerimizi, törelerimizi unutmadan akrabalığı, dostluğu, arkadaşlığı koparmadan hayatı sürdürmek zamanındayız.  Çalköyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği bizleri bir araya getirecek faktörlerden birisidir. Desteğimizi esirgemeyelim. Dernek yönetimine hepimiz derneğin yöneticisiymiş gibi yardımcı olalım. Gurbeti sıla gibi yaşayalım.
Hepinizi Allaha emanet ederken, Sağlık ve esenlikler dilerim.

Hasan Hüseyin DEDE